Tarih

Hüznün ve Aşkın Dansı Tango

Günümüzde acının yahut hüznün dansı olarak da bilinen Tango , 19. Yüzyılın sonlarına doğru Arjantin ve Urugay’ın doğal sınırı olarak kabul edilen Rio de la Plata yani Gümüş Nehir dolaylarında ortaya çıkmış ve kısa sürede dünyanın dört bir yanına yayılmış olan eşli bir dans türüdür.

Tango ilk çıktığı zamanlarda ”Tango Criollo” yani ”Basit Tango” olarak adlandırılıyordu. Günümüzde ise tangonun pek çok çeşidi olmakla beraber orijinal Tango’nun kökenleri Arjantin olarak kabul edilmektedir ayrıca orijinal tangoya doğdu yer olan Arjantin Tangosu adı verilmiştir. Tango kelimesinin bilinmekte olan kesin bir kökeni yoktur. Ancak bu kelimenin nereden çıktığına dair iddialar vardır. Bu iddialardan bazılarını ele alacak olursak, kimileri Afrika yerlilerinin çıkardığı ”tango” seslerinden geldiğini iddia ederken kimileri de Latince’de ”dokunmak” manasına gelen ”tangere” kelimesinden türetildiğini söylemektedir.

Tango’nun etimolojik kökeni ve anlamlarını inceledikten sonra şimdi de nasıl ortaya çıktığını ele alalım. 19. Yüzyıl’ın başlarında Avrupa’da uzun süren savaşlar, açlık, kıtlık, ekonomik çöküşler, sosyolojik ve iktisadi sıkıntılara sebep olmuştur. Bu durumun farkında olan işçi sınıfı ve toplumun alt tabaklarından insanlar, anavatanlarında mutlu ve huzur içinde yaşayamayacaklarını düşünerek Güney Amerika kıtasına göç ederek yeni bir hayata başlamayı düşünmüşlerdir. Avrupa kıtasının dört bir yanından (Özellikle İspanya’dan, İtalya’dan, Macaristan’dan, Fransa’dan, Almanya’dan) Güney Amerika kıtasına göç eden bu insanlar, nereye giderlerse gitsinler umutları umutsuzluğa dönüşmüş, hezimetler yaşamışlar ve bu yüzden ümitsizliğe kapılmışlardı. Kıtaya yeni gelen bu göçmen insanlar gittikleri bölgelerde bir yabancıdan öteye geçememişlerdi.

Başta göç etmenin getirdiği hayal kırıklıkları olmak üzere tıpkı Avrupa kıtasında yaşadıkları, ekonomik, sosyal ve kültürel vb sorunlar bu yeni kıtada da gün yüzüne çıkmıştı. Kötü yola düşen kadınlar, içki kadehlerinde kadın kokularından teselli arayan erkekler derken bir bütün halinde ortaya çıkan tüm bu sorunlar, hüznü ve hayal kırıklıklarını gönülden vurgulayan ve aynı zamanda yaşanan kötü olaylara karşı içten içe bir başkaldırı, kendini tanıyıp, bulma isteği ve bir nebze olsun mutluluk arayışını bir araya getiren Tango Müziği ve dansının temellerini meydana getirdi. Bu zorlu şartlar altında yaşayan insanlar kendilerini rahatça ifade edebilmek adına Tango müziğine ve Tango dansına sığınmışlardı.

Tango’nun en belirgin haliyle karşımıza çıkması 1860’lı yıllar ile 1880’li yılların arasında gerçekleşmiştir. Kaybolan umutlarını yeniden yeşertmek, sıkıntılarını atmak ve ifade etmek, başkaldırılarını ortaya çıkarmak isteyen bu insanların başlattığı hareket çok geçmeden başta Güney Amerika’daki şehirlere akabinde ise tüm dünyaya yayılmıştır.

Kim bilir belki de bu nedenledir ki, Tango müziği ve dansı bünyesinde hırçınlık, asilik ve hatta bariz bir şekilde küstahlık barındırır. Hayal kırıklıkları ve parçalanmış umutlara sahip insanların ruhlarını tasvir ettiği için de melankoli barındırmaktadır.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir