Tarih

Popüler Tarih Nedir? Dizilerden Tarih Öğrenilebilir mi?

Tarihin geçmişten günümüze birçok tanımı yapılmış antik çağlardan günümüze filozoflar, mütefekkirler, alimler ve bilim adamları tarihin tanımı hakkında yorumlar yapmışlar, tarihin bir bilim olup olmadığı konusunda tartışmışlardır. Genel tanımı itibariyle baktığımızda tarih, geçmişten günümüze kadar meydana gelmiş olayların neden sonuç ilişkisi çerçevesinde aktarılan bir bilim dalıdır.

Tarih adı üzerinde bir “BİLİM DALIDIR”. Peki büyük puntolarla bilim dalı olarak adlandırdığımız bu bilimi sadece kitaplardan mı öğrenebiliriz? Dizilerden, belgesellerden, filmlerden yahut romanlardan tarih öğrenilebilir mi? Günümüz Türk dizi sektörünün neredeyse temel taşlarından birisi haline gelen tarihi diziler ne kadar fayda sağlamakta? Bu dizilerin aktardıkları ile gerçek anlamda tarih öğrenilebilir mi?

Genel anlamda bu soruların oluşturduğu iskelet etrafında oluşan yazımda bir tarih öğrencisi ve bir tarihçi namzedi bu soruları cevaplamaya başlayacağım.

            Tarih bilimi 19. yüzyıla kadar ancak edebiyatın bir alt bilim dalı olarak görülmüştür. Aktarılan eserlerin dili genellikle edebi eserlerdir ve bu edebi eserlerde birçok olaydan detaylı şekilde bahsedilmemektedir. Bu eserlerin bizim tarihimizdeki en güzel örnekleri “Tevarih-i Ali Osman” olarak da bildiğimiz Osmanlı Tarihleridir.

19. yüzyıla gelindiğinde tarih dünya çapında yavaş yavaş bağımsız bir disiplin olma yönünde başlangıç adımını atmış ve bu yolda önemli ilerleme kaydetmiştir. 19. Yüzyılın sonu ve 20. Yüzyılın başlarında akademik tarihçilik zirve yaşamıştır.

Lakin akademide yazılan tarih ancak akademide rağbet görmekte halka hitap etmemektedir. Akademik tarih genel anlamda eski edebi metinlerde bahsedilmeyen antlaşma isimlerinden, savaş zayiatlarından, ordu lojistiklerinden ve levazımatlarından bahsetmekte, saray içerisinde ve aristokrasi içerisinde dönen entrikaları, yaşanan yasak aşkları, hükümdarların cinsel tercihleri ve zararlı alışkanlıkları gibi konuları önemsememekte ve bahse gerek görmemektedir.

Fakat gelin görün ki halkın istediği de tam olarak budur. Halka göre bürokrasi, savaş zayiatları, orduda kullanılan silahların mekanizmaları sıkıcı görülmektedir. Tam bu sırada halkın karşısına eski bir dost olan edebiyat çıkar tarihi romanlar halkın sıkıcı gördüğü konulardan çok ilgisini çeken konulara entrikaya, yasak aşklara, gayrimeşru çocuklara yönelir. Bu gelişme akademik tarihin yanına bir alternatif çıkartır “popüler tarih.”

Bir zaman sonra dergiler ve gazeteler de tarihi romana yardımcı olarak popüler tarihi güçlendirmişlerdir. Yazılı olarak romanlar, dergiler ve gazeteler ile yükselen popüler tarih görsel olarak da karikatürler ve tiyatro oyunları ile yükselmeye başlamıştır.

Sinema sektörü ve radyoculuğun da gelişmesiyle birlikte kendisine teknolojide de yer bulan popüler tarihçilik bir süre sonra siyasal partilerin ilgisini çekerek bir propaganda aracı haline gelmiştir. Siyasal partiler propagandalarında ekseriyetle milliyetçi duyguları yükseltmek için popüler tarihi kullanmışlardır.

Sinema sektöründe siyasal bir propaganda aracı olarak popüler tarihin kanımca en güzel örneklerinden birisini Sovyetler Birliği lideri Stalinin emriyle ünlü Sovyet yönetmen Sergei Einsenstein tarafından çekilen “Alexander Nevsky” filmidir.

Bir zaman sonra sinema sektörü popüler tarihçilik de başta yazılı popüler tarihçilik olmak üzere diğer popüler tarih türlerini geçmiştir. Sinemada popüler tarihçilik ülkemiz film sektörüne 1950’li yıllarda girmiştir. Kanımca bu filmlere en güzel örnekler ünlü oyuncu Cüneyt Arkın tarafından verilmiştir. Cüneyt Arkın özellikle Battal Gazi gibi filmler ile Türk tarihini beyaz perdeye aktarmış ve sinemada milliyetçi bir duruş sergilemiştir.

Sinema sektöründe filmler yerlerini yavaş yavaş dizilere bırakmaya başladığı yıllarda da tarihi filmler kendi yerini yavaş yavaş tarihi dizilere bırakmaya başlamıştır. Bu rüzgar ülkemizi 1990’lı yıllarda vurmuş ve bizlerde doksanlı yıllarda tarihi dizilere dizi sektörümüzde yavaş yavaş yer vermeye başlamışızdır.

Bir süre sonra ülkemizde bu durum sevilmeye başlanmış ve Türk dizi sektöründe tarihi diziler önü alınamaz bir şekilde çoğalmışlar, genellikle sevilmişler fakat bir o kadar da tepki almışlardır.

Kısaca bir tanım yapmak gerekirse popüler olarak tarih tüketmek üzerine kurulu olan popüler tarihçilik varlığını sürdürebilmek adına popülerliğini korumak zorundadır. Bunun için popüler olarak tarih üreten sinema sektörü ve medya yeri geldiğinde tarihi gerçeklikten uzaklaşmış hatta bazı zamanlarda ise haddini aşmıştır.

Özellikle son zamanlardaki tarihi dizilerde gerçeklikten uzaklaşmak hat safhaya çıkmıştır. Dizi yapımcıları tarihçilere danışıldığı konusunda açıklama yapsalar da danışılmadığı bazı zamanlarda  gerçekten gün gibi ortadır.

Günümüzde tarih akademisyenleri ise akademik anlamda popüler tarih üretmeye başlamışlar ve bunu gerçekten çok başarılı bir şekilde gerçekleştirmişlerdir. Bu akademik eserlerden elbet tabii popüler olarak tarih tüketilebilmekte akademik tarih artık halka hitap etmektedir.

Akademik tarih popüler tarihi bünyesinde eritip halka hitap ederken, popüler tarih özellikle dizi ve sinema sektöründe büyük bir serabın içerisinde dans etmektedir. Tarihi gerçeklikten uzaklaşmadan çekilen film ve dizileri tenzih ederek (ki bunlar gerçekten sayılı şekilde azdır.) Tarih belgesellerden, romanlardan ve tiyatro oyunlarından kısmi olarak öğrenilse de dizi ve filmlerden kesinlikle öğrenilemez. Çünkü tarihi dizi ve filmler popüler tarihçilikte tarihi popülerliğin gölgesinde bırakmaktadırlar. Saygılarımla M.C.E.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir