Biyografi Edebiyat

Profil: Türk Şiirinin Hüzünlü Beyefendilerinden Ahmet Erhan

“Gözlerin ipek yoludur ömrümün akasya yüklü kervanlar taşır” [1]

Uzun zamandır tarihe damgasını vurmuş kişilerin biyografileri hakkında bir yazı serisi yapmak için hazırlık yapıyordum. Fakat gerek final sınavları gerekse YouTube kanalı işlerinden mütevellit blogla ilgilenme fırsatı bulamadım. Bunun için siz sevgili okurlarımdan özür dilemek istiyorum

Profil adı verilen bu biyografi serisinde tarihe damga vurmuş komutanlar, hükümdarlar, devlet adamları vs. biyografilerini konu alırken beni etkileyen kişilerinde biyografilerini kaleme alacağım. Profil serisinin ilk yazısında ise tarihe damga vurmasa bile hüzünlü şiirleri ile beni mahveden bir şairden bahsetmek istiyorum; Ahmet Erhan

Ahmet Erhan’ın ismini ilk defa geçen sene bir arkadaşımdan duymuştum. Şiir okumayı çok sevsem de artık klasikleşmiş Attila İlhan, Cemal Süreya ve Nazım Hikmet gibi isimlerin dışına çıkmayan ben bu arkadaşım sayesinde Türk edebiyatında yeni bir ismi tanımıştım. 

Daha sonra Ahmet Erhan’ın kütüphanemdeki ilk kitabı olan Burada Gömülüdür’ün ilk cildini aldım ve özellikle ilk okuduğumda “Gülşiir” den çok etkilenmiştim. Daha sonra Ahmet Erhan’ın ismi karşıma öyle yerlerde, öyle büyülü ahvallerde çıkmıştı ki bu şair etkisinin üstüne etki katmıştı. Adeta kelimeleriyle beni vuruyor ve kitabına beni gömüyordu. Belki de kitabının ismi bu yüzden Burada Gömülüdürdü.

Sekiz Şubat Bindokuzyüzellisekiz

Doğum nedeni: Bilinmiyor, Ülkesi: Akdeniz

Niye doğurdun beni anne[2]

Doğum adıyla Erhan Bozkurt, 8 Ekim 1958 tarihinde Mersinli bir ailenin beşinci çocuğu olarak Ankara’da dünyaya geldi.  Daha sonra ailesiyle birlikte Ankara’dan Mersine taşındılar. Çocukluğu ve ilk gençliği boyunca Adana-Mersin arasında gidip geldi.

Bir ara Adana Demirspor’da futbol oynadı, takım arkadaşlarından birisi de Fatih Terimdi fakat kaval kemiğinden sakatlanınca futbolu bırakmak zorunda kaldı. Babası tarafından okumaya teşvik edilen Erhan bu sakatlığı süresince Rus ve Fransız edebiyatına zaten halihazırda olan sevdasını daha da çok arttırdı. Bir süreden sonra okudukça içinde birikenler dışarı çıkmaya başlayınca Erhan şiire başladı.

Babasının emekli olmasının ardından ailesiyle birlikte Ankara’ya taşındı ve ekonomik sıkıntılar sebebi ile bıraktığı lise eğitimini Ankara-Etlik Lisesinde tamamladı ve lise eğitimini tamamlamasının akabinde Gazi Eğitim Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Birçok okulda Türkçe ve Edebiyat öğretmenliği yaptı.

Lise ve üniversite yıllarında ilk şiirlerini Ataol Behramoğlu’nun çıkarttığı Militan dergisinde yayınladı. 80 öncesi Türkiye’nin durumuna değindiği “Bugünde Ölmedim Anne Şiiri” dönemin şairlerinin aksine siyasetten uzak ve özgün bir üslup ile o dönemi aktarmıştı.

Çünkü o dönemlerde o ne sağcıydı, ne solcuydu. Şiirini okursanız iki taraf içinde üzüldüğünü göreceksiniz.[3] Lakin o iki tarafa da kendisini sevdirememişti bu yüzden hem sağcılar kurşunlamıştı onu hem solcular.

1981 yılında çıkarttığı Alacakaranlıktaki Ülke isimli şiir kitabında karamsarlığı ve umutsuzluğu dizelere aktarmıştı. Bu şiir kitabı sayesinde henüz daha 23 yaşındayken Behçet Necatigil şiir ödülünü kazandı. Bu onun kazanacağı birçok ödülden ilkiydi.

Annemse haber bekliyor ruhlardan

Namaz kılarak, tesbih çekerek

Sen olsan

Gülerdin bıyık altından

-Ben gülemiyorum baba![4]

Çoğu erkek annecidir, her hüzünlendiğinde annesine sarılır, annesiyle dertleşir fakat Erhan bunun tam aksine bir babacıdır. Babasının ölümüne kadar alkolden nefret eder fakat babasının ölümüyle birlikte kendisini meyhanelere atar.

Babası Ahmet İzzet Bozkurt tam onun şiirlerinin yayınlanmaya başladığı zamanlarda yani 1976 senesinde vefat etmişti. Daha sonra Erhan babasının ismini de aldı ve şiirlerini Ahmet Erhan olarak yayınlamaya başladı.

Ahmet Erhan’ın babasına yazdığı şiiri ilk okuduğumda gidip babama sarılmış ve 2020 senesinde kaybettiğim iki baba yarımın, amcamın ve ustamın mezarlarına gidip çiçek bırakmıştım. Dediğim gibi Ahmet Erhan benim tam zamanında hüzünlerimi dirilten bir çeşit Mesih gibiydi.

Ahmet Erhan, 1986 senesinde Kıymet Dolaner ile evlendi, 1986 senesinde bir oğlu oldu ve ona da babasının adını verdi. 2001 senesinde Ayvalık’a ve oradan İstanbul’a taşındı ve ömrünün sonuna kadar burada yaşadı.

Birçok şiir, kitap yazdı ve 1992 senesinde Yunus Nadi Şiir Ödülü, 1998 senesinde Cemal Süreya Şiir Ödülü, 1999 senesinde Halil Kocagöz Şiir Ödülü, 2004 senesinde Yunus Nadi Şiir Ödülü, 2005 senesinde Behçet Aysan Şiir Ödülü, 2008 Melih Cevdet Anday Şiir Ödülüne ve 2005 yılında bütün eserleri için Dyonisos Onur Ödülü’ne layık görüldü.

Ömrünün son günlerine yaklaştığı zamanlarda Ahmet Erhan gırtlak kanserine yakalanmıştı. İkinci evliliğini gerçekleştirdiği Hacer Bozkurt son günlerinde bir dakika bile yanından ayrılmamıştı. 4 Ağustos 2013 tarihinde tam da Turgut Uyar’ın doğum gününde aramızdan ayrıldı.

Bazen ateşi söndürmek için atılan su ateşi daha fazla harlayabilir. İşte benim hüzün ateşim içinde Ahmet Erhan böyle bir şeydir. Hüzün ateşimi daha da harlar ve işin garibi bu bana iyi gelir. Hüznün bana iyi gelmesini sağlayan Türk Şiirinin Hüzünlü Beyefendisine Saygılarımla M.C.E.


[1] Ahmet Erhan – Öylesine Bir Aşk Şiiri

[2] Ahmet Erhan – Beni Niye Doğurdun Anne

[3] Ahmet Erhan – Bugünde Ölmedim Anne

[4] Ahmet Erhan –  Bir Baba İçin

[5] Ahmet Erhan – Sanrı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir